Hollanda'nın Amsterdam şehrinde yaşayan Abdullah Çalbayır ailesinin 4 çocuğunu, ev içinde tehlikeli bir ortam olduğunu iddia eden psikolog raporu ile polis tarafından zorla alınmasını Hollandalı hukukçular ve avukatlar skandal olarak değerlendirdiler. Abdullah Çalbayır'ın avukatı E.M van den Bron psikologun aile için hazırladığı 30 sayfalık tam raporun metnini istediği ardından rapora karşı bir dava açacağı ifade edildi.


Avukat Ejder Köse geçen ay gerçekleşen olayda akşam üstü 15 kadar polis ve sivil memurun Abdullah Çalbayır'ın ve ailesinin kaldığı Amsterdam'daki evine baskın düzenlemesini vahim bir hata olarak değerlendirdi. Köse, "Psikologun kendisine o günün şartları altında isteyerek veya istemeyerek özel bilgilerini anlatan Abdullah Çalbayır'ın bu bilgilerini, üçüncü şahıslara iletmesi çok sakıncalı ve yasak. Bu nedenden psikologa karşı şikayet dilekçesi verilmeli. İkincisi ise verilen bilgilerin psikolog tarafından çocuk esirgeme kurumuna karşı kullanılması bu da son derece sakıncalı bir durum. Buna dayanarak polisin ve Bureaujeugdzorzg (Gençlik Bakım Merkezi) ve Raad van Kinderbescherming (Çocuk Esirgeme Kurumu) ortak hareket ederek acil mahkeme kararı çıkartması da kanuna aykırı. Üçüncü olarak Çalbayır'ın ilk mahkemeye çıkarılıp ardından mahkemenin 3 ay gibi süreyi uzatıp çocukları koruyucu aileye vermesi de anormal bir olay. Tam bir hukuk skandalı. Burada Abdullah Çalbayır’ın soğukkanlılıkla temyiz ve acil mahkeme başvurusu yapması gerekiyor. Hollanda’da böyle bir durum ilk defa başıma geldi. Bu dava biz hukukçular içinde örnek bir dava. İstediği takdirde Abdullah Çalbayır'ın davasını gönüllü olarak üstlenmek istiyoruz. En önemli delil ise 17 yaşındaki çocuğun merkezden kaçıp kendi evine sığınması. Bu raporun ve mahkeme kararının ve psikologun raporunun tamamen yetersiz bir delil olduğunun bir kanıtıdır. Kurumlar ailenin çocuklarının bu evde kalmasının son derece sakıncalı olduğunu ifade ediyor. Oysaki çocuklar hiçte böyle düşünmediği anne ve babalarının yanında daha güvende olacakları için tekrar onların yanına sığınıyorlar. Eğer fırsat bulsa bence 3, 11 ve 16 yaşındaki çocuklarda kaçıp anne ve babalarının yanına gelebilir. Kimsede bu duruma karışamaz." dedi.


Diğer taraftan Bureaujeugdzorg (Gençlik Bakım Merkezi) ve Pleizorg (Koruyucu Aile Merkezi) son zamanlarda bu durumda olan Türk ve Fas kökenli ailelerin arttığını belirttiler.


Plezizorg (Koruyucu Aile Merkezi) kurumunda çalışan Medine Durmaz, ailelerin ellerinden alınan çocukların alınmasında bir çok faktörün bulunduğunu ifade etti. Durmaz, bunların başında anne ve babaların çocuklarına olan ilgisizliğinin başı çektiğini söyledi. Medine Durmaz, Çalbayır ailesinin durumu ile ilgili fazla bilgisi olmadığını belirterek, "Çünkü o kadar kurum var ki o konu ile ilgili memurlar ancak bilgi verebilir. Benim dikkat çekmek istediğim konu aileler kendi çocuklarına evlerinde yeterince sevgi gösteriyorlar. Fakat dışarıda, okulda ve arkadaşları ile ilişkilerinde hiçbir araştırma yapmıyorlar. Bizim Türk kökenli aileler okullarda yeterince aktif olmuyorlar. Gelen yazışmalara zamanında cevap vermiyorlar. Veliler çocuklarının durumu hakkında okulun davetine bile çoğunla ya geç kalıyorlar ya da gelmiyorlar. Bütün bunlar raporlara işleniyor. Okul mecburen devletin verdiği yetki doğrultusunda böyle durumda olan çocukları yukarıda belirtilen Gençlik Bakım Merkezi'ne bildiriyorlar. Onlar da bizim kurumla Koruyucu Aile Merkezi ile temasa geçiyor. Bu arada ev doktoru ve psikologlarda ayarı ayrı rapor hazırlıyor. Hepsi bir heyet huzurunda değerlendiriliyor. Eğer o çocukların ailede bulunması sakıncalı ise acil Çocuk Esirgeme Kurumu ve Gençlik Bakım Merkezi ortak bir mahkeme kararı çıkartılarak, polis kontrolünde çocuklar evlerinden alınıyor. İlk etapta bu tür çocuklar için yurtlar var. Oralara yerleştiriliyor. Ardından koruyucu aileye veriliyor. İlk etapta maksimal 3 ay gibi bir süre zarfında tutuluyor. Tekrar durumları değerlendirilip bir 3 ay daha uzatılabiliniyor. Özellikle bu tür durumlar son yıllarda Türkler ve Faslılar arasında da artış gösterdi. Nedeni de aile içi huzursuzlukların artması boşanmaların artması oluyor. Hollanda'da tüm çocuklar 18 yaşına kadar devlet kontrolü altında bulunuyor."