Üyeliğinizle ilgili bir sorun yaşıyorsanız ufoss@dilogren.com adresinden bize ulaşabilirsiniz.
Dilogren.com Forum Arşivi
Hollanda • Yabancı Dil • Eğitim • Yaşam Arşiv: 2021 ve öncesi
Sponsorlarımız

ILGINC OLAYLAR BOLUMU :)

Yorum için giriş yap 27 mesaj · 15.385 görüntülenme
ilk Olay Benden. Burada trajik komik olaylari yayinlayabilirsiniz...


oku ama sakın aynısını deneme :D --------------------------------------------------------------------------------

Hırsızın biri, bir evin çatısına çıkmış ve anten kablosunu kesmiş.

Evin reisi tam TV'ye dalmışken yayın birdenbire kesilince televizyonunu bir süre kurcalamış, "Bozuldu herhalde" diyerek yatmış.

Ertesi gün adam işe gittikten sonra hırsız kapıyı çalıp adamın karısına, ''Yenge, beni abi gönderdi, televizyon bozuk, alın da bir bakın dedi" demiş. Saf kadıncağız da televizyonu vermiş. Akşam adam eve geldiğinde televizyonu görememiş ve karısından olayı öğrenince dumura uğramış tabii.

O hafta sonu balkonda keyif yaparlarken bizim hırsız aşağıdan ıslık çala çala onlara bakarak sokaktan geçmiş. Kadın hırsızı tanımış ve "Bak bey! Televizyonu çalan adam işte buydu!!" demiş.

Adam bunu duyunca pijamalarla adamı kovalamaya başlamış. 5 dakika sonra adamın evine birisi gelip, karısına "Yenge, ben polisim, abi hırsızı yakaladı. Şimdi karakoldalar. Pantolonuyla, cüzdanını istiyor." demiş ve kadın da vermiş tabii ki(?) normal olarak.

Bizim yengenin kocası olan adam hırsızı uzun bir süre kovaladıktan sonra yakalayamayınca kan ter içinde eve dönmüş.. Ve yine dumur! Artık adam karısını ne yapmış bilemiyecem...

alındı...

varya bu zekayı iş dünyasına yansıtsak (yada başka bi kulvara) dünya pazarı türklerin elinde olur emin olun
WorldPerfect

Bu şirketin müşteriye yardim hattında banda

alınmış bir telefon konuşmasını okuyacaksınız.


Bu konuşma sonrası WorldPerfect görevlisi isinden

kovuluyor. Kovulan görevli WorldPerfecti kendisini "Gerekçesiz"

işten çıkardığı için mahkemeye veriyor. İste bu konuşmanın deşifresi.

-WorldPerfect yardim hattı, buyrun, nasıl yardımcı olabilirim.

-WorldPerfect'te bir sorun oldu.

-Nasıl bir sorun?

-Yazı yazıyordum, birden butun kelimeler gitti.

-Gitti mi?

-Yok oldu!

-Ekranda su anda ne görüyorsunuz?

-Hiç bir şey.

-Hiç bir şey mi?

-Yazdığım hiç bir şey ekrana çıkmıyor.

-Hala WorldPerfect programında misiniz yoksa programdan çıktınız mi?

-Bunu nereden bileyim.

-Ekranda bir "C" harfi görüyor musunuz?

-Bir "hece" mi

-Bos verin. Ekranda yanıp sonen bir çizgi var mi?

-Söyledim ya hiç bir şey yazmıyor.

-Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?

-Monitör ne?

-Ekranı olan yer, televizyon gibi. Çalıştığını gösteren küçük bir lamba var mi?

-Bilmiyorum.

-Monitörün arkasına bakin, oraya bir elektrik kablosu giriyor olması lazım. Görebiliyor musunuz?

-Evet.

-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektriğe bağlımı bana söyleyin.

-Bağlı.

-Harika.

-Monitörün arkasına bakınca bağlı olan tek kablo mu gördünüz, yoksa iki tane mi?

-Görmedim.

-Tekrar bakar misiniz, ikinci bir kablonun da bağlı olması lazım.

-Evet buldum.

-Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bağlı mi diye bakin.

-Kabloya ulaşamıyorum.

-Ulaşmayın, bağlı mi diye bakabilir misiniz?

-Olmuyor.

-Bir şeyden destek alıp eğilip bilgisayarın arkasına baksanız...

-Eğilmek dert değil, karanlık olduğu için bakamıyorum.

-Karanlık?

-Ofisin ışıkları kapalı, pencereden gelen ışık yetmiyor.

-Ofisin ışıklarını yakın.

-Yanmaz.

-Neden?

-Elektrikler kesik.

-Elektrikler mi kesik. Tanrım.! (kısa bir sessizlik)

Bilgisayarın kutusu, kitapları herşeyi duruyor mu?

-Evet dolapta.

-Simdi bilgisayarı sokun, aynen aldığınızdaki gibi paketleyin ve aldığınız dükkana iade edin.

-Durum bu kadar kotu mu?

-Korkarım öyle!

-Peki tamam. Onlara ne diyeceğim?

-"Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalım" diyeceksiniz.
Compaq "Press any key"(herhangi bir tuşa basın)komutunu

"Press return key" sekline dönüştürmeyi düşünüyor Neden? Any(herhangi)

tuşu nerede sorusuna cevap vermekten bıkkınlık gelmiş.


Bir müşteri,üzerinde "toz koruyucu" olduğunda fareyi kullanmakta güçlük çektiğinden dert yanmış. Toz koruyucu dediğinin farenin plastik paketi olduğu ortaya çıkmış. Disketlerinin hatalı olduğunu savunan müşteriye "disketleri satıcıya yollayın"denmiş. Satıcının eline gecen mektuptan disketlerin fotokopileri çıkmış.


Dell şirketinin bir müşterisi bilgisayarının faks çekememesinden şikayet etmis.40 dk lık bir telefon görüşmesi sonucunda adamın kağıdı monitöre dayayıp "Gönder" tuşuna bastığı ortaya çıkmış.


Bir IBM müşterisi dokumanı yazıcıya aktaramadığından şikayet etmiş."Bilgisayar yazıcıyı görüyor mu?"sorusuna karşılık "Ekranı bilgisayara doğru çevirdim ama hala görmüyor."cevabini almış.


Yeni aldığım bilgisayar çalışmıyor diye Dell firmasını arayan kadın sürekli "Ayak pedalına basıyorum makinadan hiç ses gelmiyor." demiş."Ayak pedalı"dediğinin fare olduğu ortaya çıkmış.


Bir IBM müşterisi:---İlk disketi sürdüm. İkincisini

sürerken çok zorlandım. Üçüncüsü asla içeri girmiyor. Müşteri "İkinci diski surun" komutunda birinciyi çıkartmak gerektiğini kavramamış.


Nowell Netwire'in unlu hikayesi:

Netwire:Buyrun Sistem Operatörü.

Adam:Bilgisayarın kahve taşıyıcısı kırıldı. Garanti kapsamındayım,ne yapmam lazım?

Netwire:Kahve taşıyıcısı mı?

Adam:Evet bilgisayarın önündeki.

Netwire:Pardon tam olarak anlamakta güçlük çekiyorum. Bu kahve taşıyıcısını nereden aldınız?Promosyon falan mi?Üzerinde bir marka var mı?

Adam:Bilgisayarla birlikte geldi. Promosyon olup olmadığını

bilmiyorum Üzerinde 4X yazıyor.

CD-Rom sürücüsünun kahve taşıyıcısı olarak algılandığını anlayan Netwire görevlisinin bu yanıt karsısında ne hale geldiğini siz düşünün.
turkiyede olur dedirten manzara


Türklere Mahsus Ölümler


01

Bir işçinin 600 tonluk press makinasının

arasından emeklemek suretiyle geçerek

ucundaki 2450 santigratlik

fırında sigarasını yakmaya çalışması.

(Karabük Demir Çelik Fabrikaları)


02

Traş olurken berberin "rahatlatır"güdümlü,

boynu aniden sağa sola çevirme hareketi sonucu,

boynun kırılması.

(Erzurum, Merkez Berber Salonu)


03

Mideye kaçan sineği öldürmek için

ağza Sheltox sıkmak suretiyle ölüm.

(İstanbul/Sultanbeyli)


04

Elektrik direğine yaslanıp ayakkabısına

kaçan taşı çıkartmak için ayağını silkelerken

elektrik çarptığını sanan yardımsever bir laz

tarafından kafasına kurek, kalas vb vurularak

ölmek.

(Rize, Ardesen Kasabasi,Tuncaköyü)


05

Denizcilik İŞletmesinin Gaziantep tankerinde

geçen bir olay: Geminin üçüncü mühendisi

kontrol için geminin buhar kazanına girer

(kimseye haber vermemiştir). Daha sonra

işgüzarin biri "niye bu kazan kapağı açık"

der ve kapağı kapatır akabinde gemi sefere

çıkar.

(Kocaeli/Dilovasi İskelesi)


06

Yolda mutlu mesut yürürken kafaya

balkon düşmesi.

(İstanbul Dudullu'da)


07

Trafik kazasından yaralı olarak

kurtarılıp, hastaneye kaldırılırken ambulansin

kaza yapması sonucu ölüm.

(Ülkemizin bir çok sehrinde sık rastlanan bir vaka)


08

Bir marangozhanede çalışan işçiler iş çıkışı

üzerlerindeki talaşları kompresör ile temizlemektedirler.

Bu arada arkadaşına yardımcı olan isçi Ali, şaka olsun

diye, Burhan'ın neticesine dogru hava tutar. Buna

içerleyen Burhan, "Öyle şaka olmaz böyle olur" diyerek

hava tabancasini alır ve Ali'nin makatına sokar.Bağırsakları

patlayan Ali hastane yolunda Hakk-ın rahmetine

kavuşur.

(İstanbul, Ayazağa Sanayi Sitesi)


09

Nüfus sayımı nedeniyle bomboş olan

otoyolda bir sayım görevlisinin bariyerlere

girmesi sonucu ölümü.

(TEM otoyolu Gebze Mevkii)


10

Aynı iş yerinde biri gündüz bir gece

vardiyasinda olmak üzere çalışmakta olan baba

oğuldan biri mobylette motor ile işe gitmekte

diğeri ise bir başka mobylette ile eve dönmekte

iken, yol üzerindeki sert bir virajda karşılasmaları

ve birbirlerine selam vermek isterken çarpışıp

beraberce ölmeleri.

(Konya,Meram Mahallesi)


11

Kafalar güzel bir halde TEM otoyolunda seyreden bir

araçtaki beş kişinin; Süper FM'de

çalmaya başlayan oynak bir şarkı sonrası aracı sağa

çekmesi ve Otoyol da göbek atmaya başlamasi sonucu 3'ünün

ölümü. Daha da ilginci üçüne de ayrı ayrı araçların

çarpmış olması.

(Adapazari/Hendek)


12

Eskiden anlatılan bir lunapark vakası:

Parkın 2 kafadar gece bekçisi, uçan sandelye midir

nedir işte onu çalıştırıp bir güzel kurulmuşlar.

Bekçilerin ikisi de bütün gece kusarak rahmetine

kavuşmuşlar.

(Göztepe Lunaparkı,1971, şimdilerde Göztepe

Parkı'nın olduğu mevkii")
turkiyeden ilginc soyatlar umarım soyadlarınız güzlliği ile bir tesekkur edersiniz atalarınıza


valla harikasınız ya siteye renk katıyo bu tür başlıklar emeğinize sağlık
kendi dirsegini yalamanin imkansiz oldugunu ?

• ordegin vakvaklamasinin yanki yaratmadigini ve bunu kimsenin aciklayamadigini?

• eger cok siddetli hapsirirsan, kaburgalarindan birini kirabilecegini?

• hapsirmayi engellemeye calisirsan,basindaki veya boynundaki damarlardan birinin yirtilabilecegini ve olebilecegini?

• hapsirdigin sirada gozlerini acik tutmaya calisirsan, yerlerinden firlayabileceklerini?

• domuzlarin vucut yapilarindan dolayi hicbir zaman baslarini yukari kaldirip gokyuzune bakamadiklarini?

• dunya nufusunun %50 sinin hic telefonla konusmadigini?

• farelerin ve atlarin kusamadiklarini?

•İnsan elinde en yavaş uzayan tırnak baş parmağınki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.

• Ayı inlerinin girişi her zaman kuzeye bakar

• 1 saat sureyle kulaklikla birsey dinlemenin kulaktaki bakteri sayisini %700 arttirdigini?

• Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur, sadece pırlanta tamamen karbondan ibarettir.

• Denge ustası kedilerin beyninde toplam 32 tane kas vardır.

• Meşe ağaçları 50 yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler

• cakmagin kibritten once bulundugunu?

• parmak izleri gibi dil izlerinin de her insan icin benzersiz oldugunu?

• bu yaziyi okuyan insanlarin %75 inden fazlasinin, dirseklerini yalamaya calisacaklarini
Uçak yolcularindan ilginç sorular...


Atatürk Havalimani Dis Hatlar Terminali'ndeki danisma

masalarindan yararlanan bazi yolcular, ilginç sorulari ile

güldürüyor.


Her gün yüzlerce uçagin inis ve kalkis yaptigi, binlerce

yolcunun kullandigi Atatürk Havalimani Dis Hatlar Terminali'nde,

yolcular ile yakinlarinin sorunlarina çözüm amaciyla gelis ve gidis

katlarinda 2 adet ''Danisma'' masasi bulunuyor.


Telefonla ya da yüz yüze görevlilere basvuruda bulunabilen bazi

vatandaslarin, ''Ben nereden uçacagim?'' ve benzeri içerikteki

sorulari, görevlilere zor anlar yasatiyor.


Danismalara basvuran vatandaslarin yönelttikleri ilginç sorular

ve isteklerden bazilari söyle:


- Uçagin içine anons yapabilir misiniz?


- Uçusu kaçirinca baska bir uçusa mi hak kazaniyoruz?


- Yurtdisi harcini kredi karti ile ödeyebilir miyim?


- Neden cep telefonum çalismiyor, bakar misiniz?


- Bana 'danismanin yaninda desk var' dediler. Danismanin yani

neresi oluyor?


- Tuvalete gidecegim. Köpegime bakar misiniz?


- Ibrahim Tatlises'in uçagi ne zaman geliyor?


- Para dolu çantam kayboldu. Anons eder misiniz?''.


- Gece saatlerinde arayan bir kisi, her uçakta bulunan ve uçak

düstügünde bile saglam kalan ''karakutu'' hakkinda bilgi aldiktan sonra:


''Neden bütün uçagi karakutu malzemesinden yapmiyorsunuz,

yolcularin canina kastediyorsunuz?''.


- Havalimaninda kaybolan arkadasinin adi ve soyadi anons

edilmesine ragmen danismaya gelmemesine sinirlenen kisi:


''Gerizekali Mehmet ..... olarak anons eder misiniz?''.


- Kocamin nereye gittigini ögrenmek istiyordum. Ismini versem

yolcu listesinden kontrol edebilir misiniz?. Ayrica yaninda kimin

oldugunu da ögrenmek istiyorum.


- Bizim Almanya'dan uçagimiz gelecekti, Atatürk Havayollari ile...


- Uçaktaki yolcusuna ulasilmasini isteyen kisi: ''Pilotlarin cep

telefonu vardir sizde, oradan arayin...''
Siyah ekran çıktı efendim...

- Yazın kullanıci adınızı.

- Yazdım.

- Parolanızı da girin.

- Tamam.

- Garip karakterler akmaya başladığında klavyeden F7'ye basın.

- Elimle mi?

- Eee, siz bilirsiniz.


- Ben bir IMac kullanıcısıyım.

- Buyrun hanımefendi, sorun neydi?

- Benim CD sürücümden içeri sinek girdi.

- Anlayamadım efendim.

- IMac'ime sinek kaçti.

- Peki ben telefondan ne yapabilirim sizce?

- ama görüyorum, yürüyor içerde.

- Böcek ilacı falan sıkın isterseniz...

- Bir şey olmaz mı?

- Bilmem, aslında biz IMac'e destek vermiyoruz pek, PC olsaydı yardımcı olabilirdim.


- Benim büyük bir sorunum var, siz acaba eve hizmet veriyor musunuz?

- Eeoo, hayır? Burdan yardımcı olmaya çalısayım...

- Ben internete girmeye çalışınca bilgisayardan acayip sesler geliyor.

- Ne yaptığınızda geliyor o sesler?

- Bağlan diyorum, telefon sesi geliyor, sonra da cıyaklıyor.

- O modem sesidir efendim, o ses sizin modeminiz ve Türk.net modemi arasında bir bağlantı kurulduğu... (Sözümü keser)

- Yok yok, bozuk bu, siz iptal etmiyim diye öyle diyorsunuz... Benim hesabımı siler misiniz?

- Fakat bu bir sorun değildir, bu herkesin bilgis... (Yine sözümü keser)

- Ne yani, herkesin bilgisayarı gazi olan bebek gibi viyaklıyor mu, kimi kandırıyorsunuz Allah aşkına... Dolandırıcılar...


- Efendim sizin modemler bana küfrediyor.

- Anlayamadım efendim.

- Bunda anlayamayacak ne var, resmen küfrediyorlar işte.

- Emin misiniz?

- Buyrun dinleyin (telefonu çevirme sesi, çalan telefon sesi, peşinden ana avrat küfür).

- Ee siz hangi numarayı aramıştınız bir kontrol edelim.

- 0... - 344 26 16.

- Bu sizin numaranız mı?

- Hayır, aradığım numara.

- Beyefendi, o bizim numaramız değil bir ev numarası.

- Ben 10 gündür bu numaradan bağlanmaya çalışıyorum ama...

- O zaman doğaldır küfretmesi.


- Benim sayfalarım gelmiyor.

- Şu an yurtdışı çıkışımızı sağlayan uydudan kaynaklanan bir sorun var efendim.

- Bir ilgileniverseydiniz siz.

- Şey, uydu uzayda efendim.

- Haa, tamam o zaman.


- Benim kredi kartımdan para çekilmiş.

- Aylık hesap mıydi?

- Evet.

- O zaman her ay başında para çekilir efendim.

- Hani sınırsızdı lan bu...


- iyi akşamlar, bilmem ne net.

- iyi akşamlar birader, ben tam olarak 26 dakika 36 saniyedir internete bağlıyım ve haalaaaa hiçbir şey gelmiyor, daha ne kadar beklemem lazım acaba? (sinirli bir ton)

- Gelmiyor derken sayfalar mı açılmıyor beyfendi?

- Hayır kardeşim, hiçbir şey olmuyor. İşte bak 27 dakika 53 saniye oldu, hâlâ yok.

- Internet explorer'i açtınız mı beyfendi?

- Nasıl yani?

- Himm beyfendi, Internet'e girdikten sonra Internet explorer ya da Netscape programını çalıştırarak web sayfalarını gezmeye başlamanız lazım.

- Alala, Internet'e girince kendi bağlamıyor yani.


- Sanırım makinam kilitlendi.

- Şimdi söyle yapalım, ctrl-alt-delete.

- Hepsine aynı anda mı?

- Evet.

- ama parmaklarım yetmiyor?

- Bakın önce ctrl'ye sol elinizin baş parmağıyla, sonra sağ elinizin baş parmağıyla alt-gr'ye, sonra da sağ elin işaret parmağıyla delete tuşuna basıyorsunuz.

- Ctrl'ye bastım, alt tuşuna da şimdi.

- Delete'e basıcaksınız.

- Ctrl'den elimi çekeyim mi?

- Hayır efendim.

- Peki alt-gr'den?

- Hayır efendim dedim ya, hepsine aynı anda basıyo olmanız gerekiyor.

- Daha kolay bir yolu yok mu?

- Var efendim, makinada reset yazan yere basın.

- Nerede o?

- İsterseniz ctrl alt delete'i deneyelim, basmanız gerek, sadece bir tuş kaldı.

- Tamam fişini çektim.

- Peki...

- İyi aksamlar.

- İyisi falan kalmadı beyfendi! Sinirden köpürüyorum, derhal iptal edin hesabımı!


- Buyrun, problem nedir hanımefendi?

- Bakın, birkaç gündür sizden aldığım paketle Internet'e giriyorum, bu arada arkadaşlarım sürekli telefonumun meşgul olduğundan şikâyet ediyorlar, önceleri anlayamadım, sonra saatlere bakınca, ne zaman sizin hesabınızı kullansam telefonumun meşgul olduğunu anladım!!!

- Bu çok doğal hanımefendi, çünkü modeminiz telefonunuzu kullanıyor bağlantıyı sağlayabilmek için, bizimle bir ilgisi yok bunun, bütün bağlantılarda aynı şey olur, hatta olması gereken de budur.

- Yok kardeşim yok, siz benim Internet'te olmamdan faydalanıp telefon hattımı kullanıyosunuz.

- Öyle bir şey teknik olarak mümkün değil zaten hanımefendi, lütf...

- İptal edin dedim, sorun çıkarmadan iptal edin, ben de bu işi büyütmeden kapatıyım, yoksa kötü olacak sizin için.

- Hanımefendi siz bilirsiniz, fakat..
çok komikti ya arkadaşlar hele şu elektrik kesilmesi sonucu açılmayan bilgisayara çok güldüm
fyeşil ellerine sağlık çok güzel olmuş hepsi teşekkür ederiz.
kardeş eline sağlık ya..süperdi...çok güldüm yaa :lol: ..allah da seni güldürsün inş.
arkadaşlar gerçekten çok çılgın olaylar bunlar yaaa.

Türk' ün yapamıyacağı şey yok :shock:
bende dirsegimi yalamaya calisdim... %75 arasina girdim:)
eline saglik arkadasim bizi guldurdunya Allah'ta seni guldursun..!


kolay gele
cümleten amin tüm iyi dileklerinize ve dualarınıza
# Popoya sopayla dayak tedavisi - Hürriyet

# Rus doktorlar, çıplak popoya bastonla kuvvetli biçimde vurmanın depresyon ve alkolizm başta olmak üzere birçok rahatsızlığa iyi geldiğini söylüyorlar.


# Kızının adını ‘BMC’ koydu - Hürriyet

# Şanlıurfa’nın Ceylanpınar İlçesi’nde kamyon sürücüsü Mehmet Yıldız, 28 yıl önce hayalini kurup alamadığı kamyonun markasını kızına ad olarak verdi.


# Ferrari Ferrari olalı böyle olay görmedi! - Sabah

# Belçika'da yaşayan Türk tekstilci, çok benzin tüketiyor diye Ferrari'sine LPG taktırmaya kalkıştı. Durumu tamirciden öğrenen Ferrari, parasını ödeyip aracı geri aldı!.


Dün akşam saatlerinde Çorum'da yaşanan bir olay duyanlara 'bu kadar olur' dedirtti. Lise öğrencisi C.S. telefonunu aldı eline başladı rehberde kayıtlı tüm numaralara çağrı bırakmaya. Son kişiyide çaldırdıktan sonra karşılık gelmesini bekledi. Aradan 2 saat geçmesine rağmen bir tane bile çağrı gelmemişti. C.S. hıçkırıklar içinde demek bu koca dünyada bir tane arkadaşım bile yok, artık yaşamamın hiçbir anlamı kalmadı diyerek evdeki tüm sarımsak ve soğanları(yaklaşık 2 çuval) yiyerek intihar etti. C.S. tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayın ardından C.S.'nin telefonunu inceleyen polisler telefon ayarlarından numaranın gizlendiğini tespit ettiler. Polisler faili ya da failleri arıyor. Belkide bu caniler aramızda dolaşıyor olabilir!


Trabzon'da yerel Akça Televizyonu'nda haftada bir yayınlanan ‘‘Müzik Ziyafeti' programını hazırlayan mahalli sanatçı İsa İlhan, geçen haftaki programında Temel fıkralarını aratmayan bir sürprizle karşılaştı. Her programında olduğu gibi izleyici istekleri almaya başlayan İlhan, canlı telefon bağlantıları yapmaya başladı. Bir kaç telefondan sonra bir bağlantı daha yapan ve türkü isteği almayı bekleyen İlhan, ‘‘İsa abi, ben sizin mahalledeki tüpçü Rıfat. İstediğin tüpü eve götürdük fakat patron, ‘veresiye olmaz, parasını alın' dedi. Şimdi dükkándayız. Televizyonda seni görünce bunu söylemek için aradım’’ sözlerini duyunca şoke oldu. Neye uğradığını şaşıran İsa İlhan programa beş dakika reklam arası verdi. Kaynak:hurriyetim.com


Urfa'da çocukluğunu yaşayamadığını düşünen Kazım Laleli, yaşamadığım şeyleri yaşamam için hala şansım var, diyerek bakkala koştu. Bakkalcı amca bana bir lolipop, diyen Laleli lolipopun nasıl yeneceğini bilmediği için direk yutmaya kalktı. Müşterisinin nefes alamadığını gören bakkal sahibi önce gazetecileri sonra da ambulansı çağırdı. Olayın ilginç yanı ise Laleli'nin bu olay sırasında en uzun süreli nefes tutma rekoru ile Guiness'e girmesiydi.


Mersin'de bir esnaf, kilo ile cep telefonu satışı başlattı. Dükkânında cep telefonu satan Kasım Ekinci, işyerine astığı afişle ''Kilo ile cep telefonu satışı''nın başladığını duyurdu. Ekinci bu kampanyadan sonra satışlarının patladığını söyledi.

Amacının herkesin çağın teknolojik imkanından yararlanmasını sağlamak olduğunu belirten Ekinci, ''Herkes cep telefonu sahibi olsun istiyorum. Satışlardan memnunum adeta patlama oldu'' dedi. Ekinci, elinde bulunan belirli marka telefonları gramını 1 milyon 960 bin liradan sattığını ifade ederek, ''Vatandaş büyük ilgi gösteriyor. Oldukça dikkati çektik. İnsanlar arkadaşlarıyla veya akrabalarıyla birlikte oluyor ve gelip kiloyla telefon alıyorlar'' şeklinde konuştu.
fatih nerden buluyosun bunları bilmem ki :) inanki düşüneyimmi ,güleyimmi ,üzeleyimmi bilemiyorum ya bazı haberlere özellikle ellerine sağlık.
zaten Fatih yakında bizi gülme manyağı yapacak :lol:
* Neden bozulan otobüsün yolculari bizim otobüsümüze aktarildiginda onlara mültecilermis gibi bakariz?


* Neden her gördügümüz haritada hemen Türkiye'yi bulmaya çalisiriz? Millet olarak dünyada kaybolma kompleksimiz mi vardir?


* Neden insanlar birbirlerine sarilinca saga-sola sallanirlar?


* Neden ögrenciler ilkögretimin besinci sinifina kadarmögretmene "ögretmenim" diye seslenirken altinci sinifta bir anda "hocam"diye seslenmeye baslarlar?


* Neden sinavlarda "4 yanlis bir dogruyu götürür" seklinde bir uygulama ile ögrenciler cezalandirilirlarda "4 dogru bil, bir dogru da bizden" seklinde bir kampanya baslatilip zekaya ve riske girme cesaretine ödül verilmez?


* Neden insanlar kapali bir alandan yagmur yagan alana çikinca kafalarini egerler? Yagmura duyulan saygidan midir yoksa ondan tirstigimiz için midir?


* Neden dükkanini kapatip giden esnaf, kapiya "10 dakika sonra dönücem" yazar, ne zaman gittigini nasil anlariz?


* Televizyona çikan insanlar neden kendilerini Türkiye'deki bütün insanlarin izledigini sanirlar?


Örn: Su anda 70 milyon bizi izliyor...


* Neden gözlerinden öperim denir? Insan vücudunda öpülecek daha uygunsuz bir yer var midir? Kimse kimseyi gözünden öpmüs müdür?


* Dügünlerde neden "Dom Dom Kursunu" ile göbek atilmaktadir."Bir avci vurdu beni, bin avci beni yedi" gibi sözlerbesliginde kendinden geçen baska milletler var midir?


* Neden bazi kizlarimiz sirin bir hayvancagiz gördüklerinde "inanmiyorum!" derler, inanilmayacak olan nedir?

Bu Soruların Cevaplarını Bilen Varmıı ??


* Cumartesi ve Pazartesi'nin neden kendi isimleri yoktur?


* Dolmuslardaki fiyat tarifesinde "en kisa mesafe" neden "indi-bindi" olarak tabir edilir? Önce inilip sonra mi binilir?Bir terslik yok mudur?


* Bir programi kurarken neden "kabul ediyorum" ya da "kabul etmiyorum" seçenekleri vardir? O kadar parayi bayilip bir bilgisayar programi satin aldiktan sonra "kabul etmiyorum" seçenegini isaretleyen bir takim saf kisiler mevcut mudur?


* Bulmacalarda boru sesinin karsiligi neden hep "ti"dir?Bulmacalari hazirlayan arkadaslar hiç "ti" diye ses çikaran boru görmüsler midir?


* Ipana 7 reklamindaki kiza "Ne zamandan beri Ipana 7 kullaniyorsun?" diye soran doktor, Ipana 7'nin yeni bir ürün oldugunu ve reklamdan sadece bir kaç gün önce piyasaya çiktigini bilmemekte midir?


* Neden futbol takimi olan Ajax "Ayaks" diye okunur da temizlik ürünü Ajax "Ajaks" diye okunur? *


* Neden ilanlarda "doktordan temiz araba" diye yazilir?Hipokrat yemininde "arabami temiz kullanacagim" seklinde bir madde mi vardir?
EVLİLİĞİN AŞAMALARI


6. hafta: Seni seviyorum

6. ay: Tabii ki seni seviyorum

6. yıl: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim


6. hafta: Aşkım ben geldim

6. ay: Selam!

6. yıl: Annen ne yemek yapmış?


6. hafta: Zahmet etme ben açarım

6. ay: Ben açayım mı kapıyı?

6. yıl: Yahu şu kapıya baksanıza!


6. hafta: Sevgilim Ayşe telefonda

6. ay: Seni arıyorlar

6. yıl: Telefoooon!


6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmişsin

6. ay: Senin anan da cins ha

6. yıl: Ulan tam da anana çekmişsin


6. hafta: Bu yaz seni Venedike götüreceğim

6. ay: Tatilde Ankara ya gitsek ne olur?

6. yıl: Niye evin suyu mu çıktı?


6. hafta: Bu yüzüğü inşallah seversin

6. ay: Resim çerçevesi aldım her zaman lazım

6. yıl: Şu parayla kendine bir şey al


6. hafta: Hangi filmi görmek istersin?

6. ay: Evita ya gidelim mi?

6. yıl: Evita yı gör ben çok beğendim


6. hafta: Üzülme sevgilim leke yapmaz

6. ay: Dikkat etsene yahu!

6. yıl: Amma da sakarsın be kadın!


6. hafta: Ben pek bu fikirde değilim

6. ay: Bu konuda yanlış düşünüyorsun

6. yıl: Saçma sapan konusma Alla sen

ERKEĞİN EVLİLİK EVRİMİ

6. hafta: Yaptığın yemeklere de bayılıyorum

6. ay: Bu akşam ne yiyoruz?

6. yıl: Gene mi makarna!


6. hafta: Bir şey içer misin?

6. ay: Bir Martini içerim

6. yıl: Gene buz koymayı unutmuşsun


6. hafta: Bu elbise sana çok yakışmış

6. ay: Bir elbise daha mı aldın?

6. yıl: Kaç para verdin buna?


6. hafta: Özür dileyecek bir şey yapmadın ki

6. ay: Biraz dikkat etsene be kızım

6. yıl: Hay senin eline...
eline sağlık kardeşim..çok güsel paylaşımlar..evliliklerimizde bu son durumların olmaması dileğiyle :lol: :lol: :lol:
çok güzel yaa çokta dogru zamanla böyle oluyo...ama dogal karşılamak lazım herşey ve herkes zaman içinde degişiyo...
kanalizasyon borularından sızan suların zamanla toprağı aşındırması sonucu meydana gelen çukurda 10 bina bu çukurun içine gömülmüş :shock:




Bu haberi , yazarın yorumlarını hiç değiştirmeden aynen aktarmak istedim. Tabi kaynağından gerekli izni alarak...


JAPON AŞKI BAŞKA OLUR:)


Bir Japon firması 'hediyelik fasulye' yapmış.


Fasulye tanelerinin üzerine lazerle 'seni seviyorum' lafını kazıyorlarmış.


Nemli toprağa gömülmüş fasulyeyi alıp uygun gördüğünüz kişiye hediye ediyormuşsunuz.


Beş gün sonra fasulye filizlendiğinde de ortaya 'seni seviyorum' yazısı çıkıyormuş.


Bu haliyle de elbette haber değeri var ama bir malumatı eklersem sanırım daha da ilginç hale gelecek.


Böyle bir ürünü Fransız yahut Brezilyalı bir firma da üretebilirdi.


Sonuçta, aşk meşk filan evrensel meseleler.


Fakat 'seni seviyorum' diyen fasulyelerin Japonya'da satışa çıkması gayet anlamlı.


Çünkü orada çiftler birbirlerine asla 'seni seviyorum' demiyormuş!


'Hiç öyle şey olur mu yahu?' tepkisi verdiyseniz yerden göğe haklısınız.


İlk duyduğumda bana da inanılmaz gelmişti.


Ama bizzat Japonlar'a doğrulattığım için, 'vallahi de, billahi de, tillahi de demiyorlarmış' diye yemin


bile edebilirim.


Tabii ki de Japonya'da 'seni seviyorum' demeyi yasaklayan bir kanun yok.


Hatta 'aşk'a karşılık gelen 'koi' diye bir sözcük de varmış.


Ancak kimse bunu kullanmıyormuş!


Bir Japon, aşkından ölse dahi en fazla 'suki desu' diyormuş. Yani, 'senden hoşlanıyorum'.


Onlara göre bunun nedeni, 'sevginin kelimelerle değil,davranışlarla ifade edilmesi gerektiğine inanmaları' imiş.


Hadi bunu çok güzel açıklamışlar. Kulağa bayağı hoşgeliyor.


Peki Japonca'da 'canım, cicim, hayatım,tatlım, meleğim' gibisinden sevgi sözcüklerinin hiç


olmamasına ne diyorsunuz?


'Seni seviyorum'u geçtik, kimse kimseye 'kınalı kuzum'da demiyormuş yani!


Evli çiftler birbirlerine, çocukları olana kadar ''ano ne!'' (hey!), çocuklardan sonra, ''okaasan'' (anne) ve


''otoosan'' (baba),
torun torba sahibi olduklarında ise, 'oi!' (hey sen!) diye hitap ediyorlarmış.


Bu konular için deniyor ki, Japonlar ask ilişkilerinde çok kör topal ilerliyor.


Yeni nesil aşmak istese de gelenekler önlerinde Beton Bayrak olarak dikiliyor.


Onlar da çaresiz boyun eğiyor. Böyle gelmiş,böyle gidiyor.


Velhasılı kelam, Japonlar'ın 'seni seviyorum' diyen fasulyeleri aslında toplumsal bir ihtiyacın


itelemesinin sonucu.


Çok isteseler bile alışkın olmadıkları için 'seni seviyorum' demeyi tuhaf buluyorlar.


Kültürleri bu cümleyi hayatlarına almaya izin vermiyor.


Onlar da problemi fasulye desteğiyle çözmeye çalışıyorlar işte.


Açıkçası, ben bunları öğrendiğimde direkt, 'Ne mutlu Türküm diyene' demiştim!


Madem Türküz, doğruyuz, şanslıyız, o halde hadi şu Japonlar'a hava atalım.


Lütfen şimdi yerinizden kalkın yahut telefona elinizi atın ve sevginizi hak eden birine, 'Seni seviyorum' deyin.


Aranıza fasulye sokmaya gerek duymadan! :lol:


Kaynak: Türk Hukuk Sitesi
fyesil yazdı:
turkiyeden ilginc soyatlar umarım soyadlarınız güzlliği ile bir tesekkur edersiniz atalarınıza



hahahaha

Yorum Yaz

Yorum yazmak için üye girişi yapmanız gerekiyor.

Giriş Yap Üye Ol