Antalya'da geçen yıl hizmete açılan ücretsiz ‘‘Alo Turist Hattı’’na birbirinden ilginç telefonlar geldi. Turistlerin bazıları tatil sırasında, bazıları da ülkelerine döndükten sonra havalimanında dağıtılan broşürlerde yazılı 0800 511 07 07 08 numaralı telefonu arayarak garip isteklerde bulundu.
İstekler arasında beraber olduğu Türk erkeğin adresinin bulunmasını isteyenler, gay barların ve genelevin adresini soranlar bile var. Alo Turist Hattı'na bir yıl içinde gelen 12 bin telefondan bazıları şunlar:
ŞOFÖR AŞKIM NEREDE
Fransa'dan arayan evli bir kadın, ‘‘Geçtiğimiz yıl tatil için Antalya'ya geldim. Tur otobüsünün şoförüyle aşk yaşadım. Onu bir türlü unutamıyorum. Aracın plakasını versem, bana onu bulabilir misiniz?’’ diye sordu.
GAY BARLARIN ADRESİ
Hollandalı eşcinseller, ‘‘Antalya'da gay'lere hizmet veren bar ve diskolar var mı, varsa nerelerdedir?’’ diye adres istedi.
KIBRIS'A TREN VAR MI
Manavgat'da tatil yapan bir Rus turist, ‘‘Antalya-Kıbrıs arasındaki tren ya da otobüs seferlerinin saatlerini öğrenebilir miyim?’’ diye sordu.
GÖBEK DANSI İSTERİM
Bir Alman turist, ‘‘Bar ve restoranlarda neden göbek dansı yok?’’ dedi.
ALTIN FİYATLARI
İsviçreli kadın turist ‘‘Tatil yaptığım oteldeki odamdan arıyorum, altın fiyatlarını öğrenebilir miyim?’’ dedi.
GENELEV NEREDE
Yalnız tatil yaptığını belirten bir Alman erkek turist ‘‘Genelevin adresini verir misiniz’’ dedi.
SEKS SHOP ARIYORUM
Hollandalı turist grubu ise ‘‘Seks Shop'ları nerede bulabiliriz‘‘ diye sordu.
TARKAN'I İSTERİZ
Ayrı ayrı telefon eden Belçikalı ve Hollandalı turistler ‘‘Tarkan Antalya'da konser verecek mi‘‘ diye sordular.
DİYABETLİ MÖNÜSÜ
İsviçreli erkek turist, şeker hastası olduğunu belirterek ‘‘Oteller arasında şeker hastaları için özel mönü hazırlayanları var mı‘‘ dedi
(hurriyet gazetesi,alinti)
Gectigimiz haftalarda ABD' de bir gazetenin ilan
sayfalarini tarayanlar söyle bir ilanla karsilastilar:
"Bekar bayan, erkek arkadas ariyor:
Yas, irk vs.önemli degil. Ben güzel ve eglenceli bir
bayanim, seni cok mutlu edebilirim..
Her aksam seni eve döndugun zaman kapida
karsilarim.. birlikte uzun yürüyüslere cikariz..
kampa, balik avlamaya, yada ormanda ava gideriz.. soguk kis gecelerinde
atesin önünde seninle birlikte uzanir ve cok eglenebiliriz.. Bana mum
isiginda kendi elinle yemek yedirirsin.. hoslandigim yerlerimi oksarsan
sana karsiligini fazlasiyla veririm.. sicacik bir sarilisin ve islak bir
öpücükle bana istedigini yaptirabilirsin... Lutfen 555- 2527'yi ara ve
Daisy'yi iste...."
Numara bir hayvanseverler dernegine aitti, Daisy de 8 haftalik bir
Labrador Retriever'di... Ve Daisy'yi 2 gun icinde tam 6430 kisi aramisti ;) ;) ;)
Komik Dilekce Ornekleri
Bir sigorta sirketine gelen dilekcelerden ornekler. Hepsi de gerçek...:O)))))
- Alkollü arac kullanirken kaza yaptigi icin sigortadan para alamayan bir kisi yaziyor: "Kanimda 2.10 miligram alkol buldular ve bu yüzden para vermiyorsunuz. Insaf edin. Soruyorum size; insanin 8 litre kaninda bu kadarcik alkol olsa, cok mu?"
- Temkinli ve ileri goruslu bir kisinin mektubu: "Arabami birkac gun icin arkadasima odunc verecegim. Ancak arkadasim cok sakar ve beceriksizdir, buyuk bir ihtimalle kaza yapar. Boyle olursa bana odeme yapar misiniz?"
- Adam arabasiyla giderken bir bisikletliye carpmis. Sigorta sirketine yaziyor: "Itiraf edeyim ki, kimsenin gelip gelmedigine bakmadan kavsaga girdim. Ama ne yapabilirdim, daha bir saat once de oradan gecmistim ve kimse yoktu."
- Bir kaza bildirim tutanagindan: "Ileriye dogru cikmak isterken ondeki arabanin arka farlarina carpip kirdim. Tabii hemen geri cekildim. Ama geriye giderken bu defa arkamdaki arabanin on farlarina carpip onu da kirdim. Gecmis olsun demek icin kapiyi actigimda ise bu defa yandan gecen bisikletliye carpip yere devirdim."
- Ehliyetinde "gozlukle kullanir" ibaresi yer almasina ragmen gozluksuz olarak arac kullanan ve kaza yapan surucu yaziyor: "Ehliyetimde yazildigi uzere, kaza sirasinda gozluklerimi takmadigim icin bana odeme yapilmayacagini ogrenince cok sasirdim. Sizi temin ederim ki, o bisikletliye carpmamda hicbir kabahatim yok. Cunku onu gormedim."
;) ;) ;) ;)
Sayın Türk Telekom Çalışanları,
Kurumunuzun bir müşterisiyim. Her ne kadar başka bir seçme şansım
olmadığı
için, yani mecburi olarak müşteriniz olsam da, verdiğiniz hizmet
çeşitliliği
ve hizmet kalitesini gördükçe, aklıma sürekli ne kadar şanslı olduğum
fikri
geliyor. Neden mi? Nedeni çok basit. Uganda'sını, Endonezya'sını, Papua
Yeni
Gine'sini ve hatta Afrika'da adını henüz bilemediğim ama en az diğerleri
kadar süper gelişmiş muz cumhuriyetlerini kıskandıracak kalitede
internet
kullanıyoruz sayenizde. Eminim bu saydığım ülkelerdeki insanlar bizim
internet konusunda yaşadığımız hızı ve kaliteyi gördükçe hasetlerinden
çatır
çatır çatlamaktadırlar. Muhakkak kendi ülkelerindeki telekomünikasyon
kuruluşlarına değerli kurumunuzu gösteriyorlardır örnek almaları için.
Yaptığınız hizmetlerden bahsederken hemen aklıma 2003 senesinde Cezayir
depreminden sonra yaşadıklarımız geliyor. Kurumunuzun, çöken yurtdışı
erişimimize yıldırım gibi müdahale edip 1 ay gibi kısa bir sürede sorunu
halletmesine hepimiz şaşırıp kalmıştık. Basınımızın "başka ülkeler bu
sorunu
sadece 3 günde halletti, 1 aydır siz ne yapıyorsunuz" gibi yalan,
mesnetsiz
iddialarının kurumunuzun başarılarının kıskanılmasından dolayı ortaya
atıldığını hemen farkedip, ulusça gülüp geçtik.
Son 10 gündür yaşanan yurtdışı çıkışları probleminde ise, kimsenin
zikretmediği ama kesinlikle varolan muazzam komplonun yine farkındayız
tabi.
İddialara göre, Marmara'da çapa atan bir balıkçı teknesi fiber optik
kablomuzu kopartmış ve ülkemizin yurtdışı çıkışlarını felce uğratmıştır.
Ama
biz biliyoruz ki işin aslı böyle değildir elbette. Gerçekte, yine
kurumunuzun inanılmaz performansını hazmedemeyen birtakım dış mihraklar
(ki
yabancı ülkelerin telekomları şüpheli durumdadır bu olayda), bir
denizaltı
marifetiyle kablomuzu kesmişlerdir. Hatta daha da ileri giderek,
kurumunuz
tarafından yapılan onarıma da müdahale ederek, onarım için gelen gemiyi
de
bahsi geçen denizaltıdan atılan torpido marifetiyle batırmışlardır.
Zaten,
10 gündür perişan olan yurtdışı çıkışlarının halen onarılamamasının
başka
bir mantıklı sebebi olamaz. Kahrolası dış mihraklar, yine yapacaklarını
yapmışlardır.
Ama kurumunuz yine fedakarca çalışarak yapacağını yapmış, kapasite
arttırımına giderek yurtdışı çıkışımızı tam tamına 5 Gbps mertebelerine
ulaştırmayı bilmiştir. Basında çıkan "internet yerlerde sürünüyor"
şeklinde
haberler, muhakkak ki yine kurumunuzu yıpratma amacıyla çıkarılmış
maksatlı
haberlerden başka şeyler değildir. Zaten 5 Gbps çok büyük bir rakamdır.
Gerçi, insanın aklına 7 milyonluk İsrail'in 26 Gbps, 16 milyonluk
Hollanda'nın 173 Gbps yurtdışı çıkışı kullandığı geliveriyor tabi ama,
eminim bunlar da yalandır.
Ya 444 0 375 numaralı ADSL teknik destek hattınızda verilen hizmete ne
demeli? Allah'ım biz ne şanslı bir milletiz!!! O ne teknik destektir
öyle??!!! Hiçbir kurum konusunda bu kadar bilgili personel çalıştırmayı
başaramamıştır tarihinde. Personelin problem çözme yeteneği, arızalara
ortalama 4-5 gün gibi kısa bir sürede adeta hızır gibi yetişme
kabiliyeti
gerçekten takdire şayandır. Gerçi, "hanımefendi benim ping sürelerim
oldukça
yüksek, hattımı kontrol edin lütfen" şeklindeki bir talebime aynı
saygıdeğer
hanımefendi "sen bana ilk başta ping ne demek anlat, sonra bakarız bir
çaresine" gibi ve bunun benzeri birkaç diyalog yaşayanlarımız çok gibi
gözükse de eminim bu kabul edlebilir sınırlar içinde kalmıştır.
Bütün bunları düşündükten sonra, bizleri hüzünlendiren tek konu bu
yaptığınız büyük hizmetlere karşın kurumunuz tarafından alınan hizmet
mukabili ücretlerin düşüklüğüdür. Bu kalitedeki hizmetin böyle komik
ücretlerle verilmesi kurumunuz aleyhinde büyük bir haksızlıktır. Gerçi
başka
ülkelerdeki internet kullanıcılarının 2 Mbps hızındaki bağlantıları
yaklaşık
36 YTL mukabilinde kullandıklarını duyuyoruz ama, hiç şüphemiz yok ki
bunlar
da yalandır. Böyle birşey mümkün olamaz! Eğer gerçekten böyle şeyler
varsa,
kesinkes bu ülkelerin telekomları hesap kitap bilmiyorlardır! Zaten
böyle
birşey mümkün olsa, biz Türk halkına değer veren ve bilgiye erişmenin
insanların doğal hakkı olduğunun ve bir ulusun gelişiminde önemli rol
oynadığının tamamen idrakında olan değerli kurumunuz en başta yapardı.
Hele
hele birçok kullanıcının zikrettiği "10 gündür kullanamadığımız
internete
neden ay sonunda tam fatura ödüyoruz" şeklindeki sorular tamamen bölücü
zihniyetin ve hasta beyinlerin ürettiği fikirlerden başka şeyler
değildir.
Lütfen siz bunları söyleyenleri dinlemeyin ve aslanlar gibi
faturalarımızı
basıp yollayın bizlere. Hatta bence, bu ay bu kablo onarımıyla alakalı
masrafları da biz kullanıcılarınız üstlenelim ki, 2004 senesinde
ettiğiniz
2,1 katrilyonluk kar'ınıza zeval gelmesin.
Sonuç olarak, verdiğiniz üstün hizmetlerden dolayı şahsım adına
teşekkürü
borç biliyor, aynı takdiri, kurumunuzun verdiği değerli hizmetlerin
farkına
varamayan nankörlerin de göstermesi dileğiyle yazıma son veriyorum.
Saygılarımla.
İki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler.Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaş var mı?" Kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar: "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi. "Çok beğendim", dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz." O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12'ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. Aron titreyen elleri ile telgrafi açtı, okudu ve sevinçle seslendi: "Müjde Moiz, baban ölmüş!.."
;) ;) ;)
;) ;) ;) ;) ;)
İtiraflardan seçmeler
Bugün bir arkadaşımla pizzacıya gittik. Siparişlerimizi beklerken yan tarafa genç bir çift geldi. Garson, "Pizzaları kaç parçaya bölmemi istersiniz? Sekiz mi, altı mı?" diye sordu. İşte kızdan gelen magmalık cevap: "Ay sekiz çok olur yaa! Bitiremem. Altı olsun!
1997'de Paris'e gitmiştim. Bilenler bilir, Eyfel Kulesi'nin tepesinde, ülke başkentlerinin Eyfel Kulesine olan uzaklıklığını gösteren, yanlarında da o ülkenin bayrağının asılı olduğu bir salon var. Merakla Ankara'yı ve bizim bayrağımızı aradım. Buldum da. Hemen yanında ise şöyle bir yazı vardı: "Nilüfer seni seviyorum!"
Msn üzerinden yazıştığım bir erkek arkadaşım var, sürekli tanışmak istediğini söylüyor. Ben ise ona prensiplerim olduğunu ve görüşmek için en az 3 ay yazışmamız gerektiğini söyledim. Gerçek sebebim ise prensipler filan değil, ona olduğumu söylediğim kiloya inebilmem için en az 3 aya ihtiyacım var. Ah be yakışıklım ben 10 kilo daha zayıf olsaydım hiç bekletir miydim seni?
;) ;) ;) ;)
BIZDE TELEFON BANKACILIGI >
>>> > - - - Aşağıdakiler gerçekten yaşanmış olaylardır
Yorum Yaz
Giriş Yap Üye Ol